Öğrencilerde kavram yanılgıları okul öncesindeki yaşam döneminde oluşabileceği gibi, eğitim ve öğretim yılı boyunca ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve lisans üstü eğitim olmak üzere örgün eğitimin her seviyesinde de şekillenebilir. Bu kavram yanılgıları birçoğumuzun tahmin ettiğinden daha dirençli biçimde inatla zihinde kalır ve değişime karşı bir engel teşkil eder. Kavram yanılgılarının dirençli ve kalıcı olmasının çok çeşitli sebepleri vardır. Bunlardan bazıları:

Öğrencilerdeki kavram yanılgıları hiç bir zaman sınav yaparak, deney yaparak veya ev ödevi vererek düzeltilemez. Öğrenci sahip olduğu kavram yanılgılarını kullanarak karşılaştığı problemleri çözdüğü veya çözdüğünü düşündüğü sürece kavram yanılgıları zihinde kalmaya devam eder.

Kavram yanılgıları, öğrenci sahip olduğu kavram yanılgısı ile yüzleşmediği ve bu bilgi ile açıklayamayacağı olay ve problemlerle karşılaşmadığı sürece zihinde kalmaya devam eder. Ödüllendirilen kavram yanılgıları kalıcıdır. Bazı sınav soruları öyle hazırlanır ki öğrenci kavram yanılgısına sahip olsa dahi doğru cevap verebilir. Bu durumda öğrencinin kavram yanılgısı ödüllendirilmiş olur. Ders kitaplarında da benzer sorular bulunabilmektedir.

Birçok kavram yanılgısı analoji veya benzetmelerin gerçek açıklama gibi algılanmasından kaynaklanır. Örneğin, atom gözle görülemeyecek kadar küçük olduğundan atomun yapısı ilk kez anlatılırken güneş sistemine benzetilir veya somut bir model ile anlatılır. Aksi belirtilmez ise öğrenci atom ile güneş sistemi arasında bire bir ilişki kurabilir ve atomu güneş sisteminin küçültülmüş hali gibi düşünebilir, bu da onlarca kavram yanılgısına çanak tutar. Yapılan araştırmalarda, bazı öğrencilerin atomda çekirdeğe yakın orbitallerde bulunan elektronlar ile dış orbitallerdeki elektronlar arasındaki elektriksel çekim kuvvetinin perdeleme özelliğinin, güneş sistemindeki gezegenler arasındaki evrensel çekim kuvveti için de geçerli olduğunu düşündükleri ortaya çıkarılmıştır. Benzetmeler ve modellemeler yapılırken hedef ile model arasındaki ortak yönler ve ortak olmayan farklı yönler mutlaka belirtilmelidir.
Birçok kavram yanılgısı ise derinliğine inmeyen yüzeysel açıklamalardan kaynaklanmaktadır. Bu yüzeysel açıklamalar ilk bakışta zaman kazancı gibi görünse de aslında öğrenci zihnine ekilen kötülük tohumlarıdır. Özellikle Türkiyedeki eğitim sisteminde ortaokul ve lise öğrencileri yarış atı gibi belirli sınavlara hazırlanmak zorunda kalıyorlar. Kısa zamanda ne kadar çok ve çeşitli test sorusu çözerlerse o kadar kazançlı çıkıyorlar. Bu sistem, öğrencilerin bilgileri derinliğine öğrenmesine en büyük engeldir. Bu öğrencilerin bazı test sorularını çözmeleri için etki, tepkiye eşittir gibi slogan yeterli oluyor ve kavram yanılgıları ödüllendiriliyor. Aynı şekilde örneğin periyodik cetveldeki IA grubu elementleri öğretilirken Haydarpaşa Lisesinin Nankör Kimyacısı Rabianın Cesedini Fırlattı ibaresi kullanılabiliyor ve bu bağlantıyı kullanan öğrenci daha başarılı olabiliyor. Bu sistem var oldukça ve bu tür yüzeysel bilgiler ödüllendirildikçe bunlar kullanılmamalıdır demenin de pek bir anlamı kalmıyor.

Bilimsel olayları açıklamak için kullanılan sloganlar öğrencilerin yüzeysel düşünmesini teşvik ederek kavram yanılgılarına çanak tutmaktadır. Bu sloganlara örnek olarak; etki, tepkiye eşittir ve her olayın bir sebebi vardır verilebilir. Öğrencilere, önemli olan, olayları anlamaya gerek duymadan, soruya doğru cevap vermektir şeklinde yaklaşımı sunmak kavram yanılgılarını kalıcı kılar. Bu yaklaşım öğrencileri Benim için bu dersi anlayıp anlamamak önemli değil, dersten geçer not alayım da nasıl alırsam alayım anlayışına yönlendirir.

Prof. Dr. Bilal GÜNEŞ
Gazi Eğitim Fakültesi, Fizik Ana Bilim Dalı, Öğretim Üyesi