1950'lerde Hugh Everett 'Çift Yarık Deneyini' radikal bir biçimde ele aldı. O dönemde bu bakış açısı çok alaya alınmıştı, ama bugün destek bulmaktadır. Fikir basittir. Bir kuantum parçacığı ne zaman bir tercihle karşı karşıya kalsa yeni dünyalar oluşur: Bütün seçeneklerin gerçekleştiği dünyalar.

Everett'in fikrinin neden alayla karşılandığını anlamak kolaydır: Bir yıldızdan bir fotonun püskürtüldüğü ya da insan retinasındaki bir atomun bir foton emdiği her seferde bir dünyanın yaratıldığı fikrini kim hazmedebilir ki? Bunların her ikiside bir kuantum parçacığının diğeri tarafından hazmedildiği kuantum olaylarıdır. Sırf gökyüzüne baktığımız için yeni bir evrenin mecburen varlık bulduğuna gerçekten inanabilir miyiz? Everett Bu fikri yayınlamasından kısa bir süre sonra fiziği bırakmıştır; fakat yine de bir dizi destekleyici bulmuştur. Bunun sebebi her ne kadar tuhaf görünse de büyük ölçüde aslında kuantum dünyasının tuhaflığına makul bir çözüm öneriyor olmasıdır.

Everett'in bir çok dünyanın varlığını öngören yorumuna göre, elektron iki yarıktan birinden geçme seçeneğiyle karşı karşıya kaldığında bir süper pozisyon durumu almaz; ama dünyayı ikiye böler. Bir dünyada sol yarıktan geçer. Diğer dünyada sağdaki yarıktan geçer. Farklı dünyaların hiç bilincinde olmasak da elektronlar gibi kuantum parçacıkları bu bölünmenin öte yakasında farklı dünyaların etkisini hisseder. Gördüğümüz örüntü, farklı dünyalardaki elektronlar arasındaki karışımın bir sonucudur. Bu bakış açısına göre, bizim gerçeklik olduğunu düşündüğümüz şey, her biri diğerinden biraz daha farklı olan sonsuz sayıda gerçeklikten yalnızca biridir. Ve bu gerçekliklerin her biri sizin bir versiyonunuzu içerecektir.

Çoklu Dünyalar yorumu fizikçiler arasında yavaş yavaş büyüyen bir desteğe sahiptir; 1995'te kuantum kuramıyla ilgili bir konferansta katılımcı fizikçiler arasında gerçekleştirilen bir yoklamada katılımcıların yüzde 60 ının bu yorumun kuramın doğru yorumu olduğuna inandığı görülmüştür.

(Michael Brooks / FİZİK)