<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>blog.fatihokmen.com &#187; EĞİTİM</title>
	<atom:link href="http://blog.fatihokmen.com/kategori/egitim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.fatihokmen.com</link>
	<description>Fizik Öğretmeni, Özel ders, Fizik özel ders</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2012 14:36:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Matematik Dünyası’ndan</title>
		<link>http://blog.fatihokmen.com/matematik-dunyasi%e2%80%99ndan/</link>
		<comments>http://blog.fatihokmen.com/matematik-dunyasi%e2%80%99ndan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Dec 2010 23:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih ÖKMEN</dc:creator>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[FİZİK]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[müfredat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.fatihokmen.com/?p=946</guid>
		<description><![CDATA[Giderek daha fazla çocuk ve genç eğitim görüyor, okur yazar sayısı ve ülkenin ortalama eğitim ve bilgi düzeyi artıyor. Demek ki eğitim giderek demokratikleşiyor. Bu da kimsenin karşı çıkamayacağı kadar iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Giderek daha fazla çocuk ve genç eğitim görüyor, okur yazar sayısı ve ülkenin ortalama eğitim ve bilgi düzeyi artıyor. Demek ki eğitim giderek demokratikleşiyor.<br />
Bu da kimsenin karşı çıkamayacağı kadar iyi bir şey. Ama “giderek daha fazla çocuk ve genç eğitim görüyor” cümlesi eksik ve eksik olduğu için de yanıltıcı. Doğrusu şöyle olmalıydı:</p>
<p>Giderek daha fazla çocuk ve genç aynı eğitimi görüyor. Çünkü eğitim sistemimizin yapısı merkezi. Her şey Ankara’da belirleniyor. Sadece müfredat değil, eğitim sisteminin ilke ve yöntemlerinden öğretmenlerin düzeyine, kitapların sayfa sayısından okulların fiziksel koşullarına ve öğrenci ve öğretmenlerin giyim kuşamına kadar eğitimle ilgili her şey tek elden belirleniyor.</p>
<p>Herkesin aynı eğitim sisteminden geçmesinin sakıncası belli: Bireylerin aynı boyutta düşünmelerine, sivriliklerinin, özgünlüklerinin, yaratıcılıklarının törpülenmesine, birbirlerine benzemesine yol açar.  Ama tek tip eğitim sisteminin bana kalırsa bundan çok daha vahim bir sonucu var: Ne kadar çok kişi aynı tip eğitimden geçerse, eğitimin düzeyi o kadar düşer, eğitim o kadar vasatlaşır. Bunun nedeni gayet basit:</p>
<p>Binler için müfredat hazırlamak başka, yüzbinler için başka, milyonlar için başka&#8230;</p>
<p>Eğitilen kişi sayısı binlerden milyonlara fırladığında, eğitime yeni katılanların seviyesi ister istemez diğerlerinden daha düşük olur ve yeni sistem milyonların ortalama zekâsına, karakterine, yapısına, kapasitesine, düzeyine adapte olmak zorunda kalır.</p>
<p>Örneğin, zorunlu eğitim 5 yıldan 8 yıla çıktığında eğitilenlerin ortalama seviyesi düşmüştür, çünkü zorunlu olmadıkça eğitim görmeyeceklerin seviyesi, zorunlu olsa da olmasa da zaten eğitim göreceklerin seviyesinden doğal olarak daha düşüktür. Bu yüzden sınıfın ortalama seviyesi yeni katılanlarla birlikte anında düşer. Müfredat ve genel eğitim anlayışı da, öğrencilerin seviyesine ayak uydurmak için bir iki yıl içinde değişir. Doğrusu da budur&#8230; Doğru ama yanlışın doğrusu&#8230;</p>
<p>Özetle söylemek gerekirse, merkezi eğitim sistemi ancak vasat insan fabrikası olarak nitelendirilebilir. <a href="http://www.matematikdunyasi.org/arsiv/PDF/10_03_1_1_basyazi.pdf">devamı &gt;&gt;</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.fatihokmen.com/matematik-dunyasi%e2%80%99ndan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küre ısınıyor! Alican soruyor&#8230;</title>
		<link>http://blog.fatihokmen.com/kuresel-isinma-kure-isiniyor/</link>
		<comments>http://blog.fatihokmen.com/kuresel-isinma-kure-isiniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2010 21:33:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih ÖKMEN</dc:creator>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[FİZİK]]></category>
		<category><![CDATA[global warming]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı kaldırma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.fatihokmen.com/?p=155</guid>
		<description><![CDATA[Hemen hemen hergün haberlerde ve gazetelerde  küresel ısınma, küresel iklim değişikliği gibi haberleri okuyoruz. Küresel ısınma arttıkça kutuplarda denizlerde bulunan buzulların eriyeceğini ve deniz seviyesinin yükseleceği taşacağı söyleniyor. Sonuç olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="attachment_163" class="wp-caption aligncenter" style="width: 425px">
	<img class="size-full wp-image-163" title="kuresel_isinma" src="http://blog.fatihokmen.com/wp-content/uploads/2008/09/kuresel_isinma.jpg" alt="Erdil Yaşaroğlu, Komikaze.net" width="425" height="289" />
	<p class="wp-caption-text">Erdil Yaşaroğlu, Komikaze.net</p>
</div>
<p>Hemen hemen hergün haberlerde ve gazetelerde  küresel ısınma, küresel iklim değişikliği gibi haberleri okuyoruz. Küresel ısınma arttıkça kutuplarda denizlerde bulunan buzulların eriyeceğini ve deniz seviyesinin yükseleceği taşacağı söyleniyor. Sonuç olarak dünyamız sular  altında kalcak deniyor. <a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/390710.asp" target="_blank">Küre ısınıyor, denizler yükseliyor</a>, <a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2005/10/21/gun99.html" target="_blank"><span class="detay_baslik">Bilimadamlardan &#8216;buzullar eriyor&#8217; uyarısı</span></a> ve <a href="http://www.porttakal.com/haber-dunyada-deniz-seviyesi-yukseliyor-12468.html" target="_blank">Dünyada Deniz Seviyesi Yükseliyor</a> haberlerini yazımızı destekler nitelikte verelim..</p>
<p>Sıvı kaldırma kuvveti anlatırken öğrencilere öğrettiğimiz bir bilgiyle çelişiyor gibi.. Bir kaptaki su içeirisinde bulunan buz eridiğinde kaptaki su seviyesinin değişmediğini söylüyoruz. Her sınıfta bulunan ilgili ve zeki öğrenciler hemen sorar.</p>
<p style="padding-left: 30px;">- Hocam bi sorum var.</p>
<p style="padding-left: 30px;">- Sor alican.</p>
<p style="padding-left: 30px;">- Hocam siz buz eridiğinde su seviyesi değişmez diyosunuz ama haberlerde küresel ısınma artınca deniz seviyesinin artacağı ve dünyamızı su basacağı söyleniyor. Bu nasıl oluyor? Hangisine inancaz..</p>
<p style="padding-left: 30px;">- Otur alican. Bu senin ödevin olsun. araştır bakalım nedenmiş? <img src='http://blog.fatihokmen.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Şimdi Alicana nasıl bi cevap vermek gerekir. Şüphesiz ki Alican bu soruyu sormakta haklı. <strong>Alican&#8217;ın eksik düşündüğü nokta neresi?</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.fatihokmen.com/kuresel-isinma-kure-isiniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir öğrencimin bana öğrettikleri</title>
		<link>http://blog.fatihokmen.com/bir-ogrencimin-bana-ogrettikleri/</link>
		<comments>http://blog.fatihokmen.com/bir-ogrencimin-bana-ogrettikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2010 01:26:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih ÖKMEN</dc:creator>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[doğan cüceloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[saygı]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.fatihokmen.com/?p=940</guid>
		<description><![CDATA[Kaliforniya´da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi´nde öğretim üyesi olarak ders verirken, aynı sömestrde benim iki dersimi alan bir kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı. Bu genç bayanın şu özelliklerinin farkına varmıştım: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p><img class="alignleft size-full wp-image-941" title="Dogan_cuceloglu" src="http://blog.fatihokmen.com/wp-content/uploads/2010/11/Dogan_cuceloglu.gif" alt="" width="243" height="167" /></p>
<p>Kaliforniya´da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi´nde öğretim üyesi olarak ders verirken, aynı sömestrde benim iki dersimi alan bir kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı. Bu genç bayanın şu özelliklerinin farkına varmıştım: Her şeyden önce çok güzel bir kızdı; gözüm gayri ihtiyari ona gidiyordu. İkinci olarak çok iyi bir öğrenciydi; bütün sınav ve ödevlerde en yüksek notu o alıyordu<a href="http://blog.fatihokmen.com">.</a> Ayrıca, çok hanımefendi, çok nezih bir kişiliği vardı. Bölümün bir pikniğinde kız öğrencimin nişanlısıyla tanıştım ve itiraf edeyim, ilk aklımdan geçen, <strong>&#8220;Armudun iyisini&#8221;</strong> düşüncesi oldu. Yukarıda özelliklerini saydığım o güzel kızın bana tanıştırdığı erkek, yirmi yedi-yirmi sekiz yaşlarında, saçı biraz dökülmüş, şişman denecek kadar toplu, çirkin, kısa boylu biriydi. Bu kişiye parası için yüz vermiş olabileceğini düşündüm. Daha sonra öğrendim ki, bu genç adamın parasal gücü yok; başka bir üniversitenin psikolojik danışmanlık bölümünde doktora öğrencisi olarak okula devam ediyor ve ileride akademisyen olarak kariyer yapıp profesör olmak istiyor.</p>
<p>Acaba benim güzel öğrencim bu adamda ne bulmuştu? Bir hafta sonra ders çıkışı koridorda öğrencimin yanına yaklaştım ve Sally adıyla anacağım öğrencimle aramızda şöyle bir konuşma geçti: <strong>&#8220;Sally, nişanlınla nasıl tanıştığınızı merak ediyorum? &#8221; </strong>Bir kilise faaliyetinde aynı komitede çalıştık; o zaman tanıdım kendisini <strong>&#8220;Nesi seni etkiledi; hangi özelliklerini sevdin?</strong> Sally, bir Amerikalı olarak bu soruyu hiç beklemiyordu. <strong>Amerikan kültüründe, bu tür sorular kişinin mahremiyetine tecavüz olarak kabul edildiğinden pek sorulmaz.</strong> Amerikan kültürüne göre ben o anda Sally´nin mahremiyetine ´burnumu sokuyordum.´ Şaşkınlığı geçince çok içten, gözlerinin içi gülerek, &#8220;O şahane bir insan; o benim kahramanım! Ben ondan çok şeyler öğrendim&#8221; dedi. O anda ilk hissettiğim şey kıskançlık duygusu oldu. Güzel bir kadının erkeğine, &#8220;Sen benim kahramanımsın&#8221; duygusu içinde bakmasının erkeğe verilmiş en büyük hediye olduğunu hissettim ve anladım. Bu hediyeyi, hayatım boyunca hiç almadığımı biliyordum ve o kişiyi kıskandım. &#8220;Nasıl yani?&#8221; dedim.&#8221;Frank bir yetimhanede büyümüş. Yetim olmanın ne demek olduğunu bildiği için, üniversite öğrencisi olunca, yetimhaneden iki çocuğa ağabeylik yapma kararı almış. Haftada on saatini onlara ayırıyor; onlarla buluşup oynuyor, kitap okuyor, onları müzeye götürüyor. Onların iyi gelişmesi için elinden geleni yapıyor. Biri ameliyat oldu, hastanede yatıyor ve Frank şimdi akşamları hastanede kalıyor, geceleri ona bakıyor<a href="http://blog.fatihokmen.com">.</a>&#8221;</p>
<p>Yüzüme tokat yemiş gibi oldum. Utandım. Kendime kızdım. Ben güya en yüksek eğitim düzeyine gelmiş biriydim ve karşımdakini hala dış görünüşe göre yargılıyor ve onu &#8220;ayı&#8221; olarak görüyordum. İçimdeki pislikten utandım. Bir süre sonra Sally´nin içinde yetiştiği aile ortamını merak etmeye başladım. Şöyle bir mantık yürüttüm: o adama baktığım zaman ben neden, ´Armudun iyisini ayılar yer´ diye düşündüm? Çünkü ben, içinde yetiştiğim ortamda sık sık bu benzetmeyi duyarak büyümüştüm. İçinde yetiştiğim ortam beni nasıl etkilemişse, Sally´nin içinde yetiştiği ortam da onu öyle etkilemiş olmalıydı. Birkaç hafta sonra Sally´e, ailesinin nerede oturduğunu sordum. Los Angeles´in üç yüz elli km kuzeyindeki bir kasabada oturuyorlarmış. Onun ailesiyle tanışmak istediğimi, bunu mümkün olup olamayacağını sordum. &#8220;Kendilerine bir sorayım, eminim sizinle tanışmak isteyeceklerdir,&#8221; dedi ve iki gün sonra, &#8220;Ailemle konuştum; sizi</p>
<p>nle tanışmaktan mutlu olacaklarını söylediler,&#8221; dedi. Dört-beş hafta sonra San Francisco´ya gidecektim, Sally´nin ailesinin yaşadığı kasaba yolumun üstündeydi, onlara uğrayabilir, onlarla tanıştıktan sonra yoluma devam edebilirdim.</p>
<p>Bu planımı Sally´e söylediğimde Sally, &#8220;O gün ben de aileme gidecektim; isterseniz beraber gidebiliriz,&#8221; dedi. Ailesine haber verdi. Onlar da sabah kahvaltısına gelmemizi söylemişler. Long Beach´ten sabahın altısında yola çıktık ve dokuz buçuk civarında Sally´nin ağabeyi Brian´ın evine vardık. Sally´nin babası George orada buluşmamızı uygun görmüş. Çok güleryüzlü bir aileydi. Brian´ın, en ufağı dört yaş civarında dört çocuğu vardı.</p>
<p>Ziyaret ettiğim bu güleryüzlü sıcak ailede, iki olay gerçekten dikkatimi çekti. Bunlardan ilki, <strong>Sally´nin babası George´un torunlarıyla konuşurken onların göz hizalarına inmesiydi.</strong> Bunu o kadar doğal yapıyordu ki, artık farkına varılmadan yapılan bir davranış olduğu belliydi. Sally´ye, babasının torunlarıyla hep böyle mi konuştuğunu sordum. &#8220;Evet&#8221; yanıtını alınca, kendisi çocukken de babasının, onunla göz hizasına inerek mi konuştuğunu sordum. &#8220;Evet, biz böyle biliyoruz. Ağabeyim Brian da çocuklarıyla böyle konuşur; ben de kendi çocuklarımla böyle konuşacağım. Biz böyle biliyoruz&#8221;, dedi. Tüylerim diken diken oldu. Ben üniversite öğretim üyesiydim ve insan psikolojisi benim uzmanlık alanımdı ama üç çocuğumdan hiçbiriyle göz hizasına inerek konuştuğumu hatırlamıyordum. Kendime kızdım; sonra kendime kızmaktan da vazgeçtim, beni yetiştirenlere kızdım. Sonra onlara kızmaktan da vazgeçtim ve bütün nesilleri yetiştiren kültür ortamlarına kızdım.  Daha sonra kimseye kızmayacağımı anlayarak, oradaki öğrenme fırsatından yararlanmaya karar verdim. Torunlarının önünde diz çökerek konuşan dede George´a <strong>&#8220;Beyefendi, çocukların göz hizasına inerek konuşuyorsunuz!&#8221; dedim. Bana biraz şaşkınlıkla gülümseyerek, &#8220;Tabii, onlar küçük insanlar!&#8221; yanıtını verdi. </strong>Öyle bir bakışı vardı ki, bu bakış sanki ´Bu kadar doğal bir şey ki, herhalde bunu herkes yapıyordur; sen yapmıyor musun?´ diyordu. O bakışa karşı bütün yaptığım, mahcup bir gülümseme oldu.</p>
<p>Bu güleryüzlü sıc</p>
<p>ak ailede dikkatimi çeken ikinci olay, Sally´nin ağabeyi Brian´ın davranışı oldu. Brian, Pasifik ülkeleriyle ticaret yapan, oldukça varlıklı biriydi. Evlerinin büyüklüğünden, yüzme havuzundan, çiftliklerinden, arabalarının türünden ailenin zenginliği belli oluyordu. Kahvaltıdan sonra saat on bir dolaylarında telefon çaldı ve Brian bir süre telefonla konuştu. Ofisten arıyorlarmış, Koreli bir işadamı Los Anegeles´ta imiş, kendisiyle görüşmek için helikopterle saat 14´te gelmek istiyormuş. Başka bir randevusu olduğunu söyleyerek bu teklifi reddetmiş olan Brian, bize durumu şöyle açıkladı: ´Dört çocuğum var ve her hafta biriyle dört saat başbaşa geçiririm. Bugün dört yaşındaki kızım Mary´le randevum var. Çocuklar çok çabuk büyüyorlar, eğer dikkat etmezsen, bir bakıyorsun, büyümüşler ve onlarla beraber zaman geçirme olanağı kaybolmuş<a href="http://blog.fatihokmen.com" target="_self">.</a></p>
<p>Brian´ın yaşam vizyonunu sormadım, ama davranışından nelere öncelik verdiği belli oluyordu. Brian için çocukları şüphesiz en az işi kadar önemliydi. Brian´ın yaşamında bununla ilgili bir pişmanlık duygusu, bir ´keşke´ olmayacak. <strong>Sally´e sordum: &#8220;Baban seninle randevulaşır mıydı?&#8221; &#8220;Evet&#8221;, dedi, &#8220;yalnız benimle değil, her çocuğuyla sırasıyla başbaşa zaman geçirirdi.</strong> Ve ilave etti, &#8220;Biz böyle gördük, böyle biliyoruz. Benim çocuğumun da babası böyle yapacak!&#8221;. Gülümseyerek, &#8220;Nereden biliyorsun?&#8221; diye sordum. &#8220;Biz Frank´le konuştuk&#8221; diye cevap verdi. Yine içim cız etti. Daha doğmadan çocuğun gelişme ortamıyla ilgili bir bilinç oluşmuştu. Kendi çocuklarıma içim yandı. Evlenmeden önceki bilincimi, kafamın karmaşıklığını, evlendiğim kıza ettiğim eziyetleri ve ondan da acısı, kendi yavrularıma çektirdiğim acıları düşündüm. Biraz daha düşününce kendimin de acı çektiğini anladım ve bu sefer kendi çocukluğuma içim yandı. Daha sonra babamın, anamın çocukluğuna içim yandı. Ve son durak olarak ülkemin tüm çocuklarına içim yandı. Yine kimseye kızamayacağımı anlayınca, ´bundan sonra ne yapabilirimle ilgili düşünmeye karar verdim.</p>
<p>İşte değerli okurum; yazdığım kitaplar, verdiğim seminerler, hazırladığım televizyon programları, <strong>´Ne yapabilirim?´</strong> sorusuna verdiğim yanıtların öğeleridir. Sally´nin içinde yetiştiği ortamı görmüş ve anlamış biri olarak onun davranışlarına şimdi daha iyi anlam verebiliyorum. Sally, içinde yetiştiği ailede, varoluşun <strong>beş boyutunu</strong> da doya doya yaşayabilmişti. Çocuğun hizasına inerek onunla göz göze konuştuğunuz zaman çocuk, <strong>´Sen varsın, sen doğalsın, sen değerlisin, sen güçlüsün ve sen sevilmeye layıksın´</strong>, mesajı alır ve çocuğun CAN´ı beslenir. Çocuğuyla randevusuna sadık kalan baba, <strong>´Seninle zaman geçirmek istiyorum, seni özledim´</strong>, mesajını güçlü olarak verir. Çocuk bu mesajı zihinsel olarak değil, sezgisel olarak alır ve aldığı bu sezgisel mesajlar sayesinde çocuğun hamuru, <strong>´Ben sevilmeye layık biriyim!</strong>´ diye yoğrulur. Bir ana babanın çocuklarına verebileceği en büyük miras, varoluşun beş boyutunda beslenmiş ve buna inanmış güçlü bir CAN´dır.</p>
<p style="text-align: right;"><em><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Do%C4%9Fan_C%C3%BCcelo%C4%9Flu" target="_blank">Doğan Cüceloğlu </a></em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Kaynak:Gelişimsel Çocuk Nörolojisi ﻿</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.fatihokmen.com/bir-ogrencimin-bana-ogrettikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul hayatı ile hayat okulu arasındaki farklar</title>
		<link>http://blog.fatihokmen.com/okul-hayati-ile-hayat-okulu-arasindaki-farklar/</link>
		<comments>http://blog.fatihokmen.com/okul-hayati-ile-hayat-okulu-arasindaki-farklar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 22:55:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih ÖKMEN</dc:creator>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[benzerlik]]></category>
		<category><![CDATA[farklılık]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hayat okulu]]></category>
		<category><![CDATA[lys]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okul hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[özel ders]]></category>
		<category><![CDATA[ygs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.fatihokmen.com/?p=730</guid>
		<description><![CDATA[Okullar sizi hayata değil, sınavlara hazırlıyor. Amaç hayata da hazırlamaktır ama bu başarılamaz. Bu yüzden okul hayatı ile hayat okulu arasındaki farklardan yaşam şaşkını oluverirsiniz. Hesap yapma kabiliyeti iyi olmayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Okullar sizi hayata değil, sınavlara hazırlıyor. Amaç hayata da hazırlamaktır ama bu başarılamaz. Bu yüzden okul hayatı ile hayat okulu arasındaki farklardan yaşam şaşkını oluverirsiniz.</h2>
<p>Hesap yapma kabiliyeti iyi olmayan birine &#8220;siz kaça kadar okudunuz efendim?&#8221; klasik sorusunu sorduğunuzda klişe bir cevap alırsınız. &#8221; Biz üniversiteyi hayat okulunda okuduk! &#8221; diye. Sizde günün birinde hayat okulunda sınavsız sorusuz okumaya başlarsınız. Karşılaşacağınız durumlar önceki okul hayatınızdan çok farklı olacaktır. Nasıl?</p>
<p><span style="font-weight: bold; padding: 0px; margin: 0px;"><strong>1-</strong></span> Okul hayatında sınavlar önceden haber verilir ve aldığınız not size bildirilirken, hayat okulunda insanlar sizi habersizce &#8220;<strong>sınava çeker</strong>&#8221; ve yargılarını genellikle içlerinde tutarlar</p>
<p><span style="font-weight: bold; padding: 0px; margin: 0px;"><strong>2-</strong></span> Okul hayatında <strong>anlatılmayan konudan</strong> soru sorulmazken, hayat okulunda soru çıkabilecek her konuyu bilmeniz bekleniyor.</p>
<p><span style="font-weight: bold; padding: 0px; margin: 0px;"><strong>3-</strong></span> Okul hayatında notunuz &#8220;<strong>objektif</strong>&#8221; sayılarla karnenize yazılırken, hayat okulunda, &#8220;<strong>subjektif görüşlerle</strong>&#8221; notunuz verilir.</p>
<p><span style="font-weight: bold; padding: 0px; margin: 0px;"><strong>4-</strong></span> Okul hayatında soruların <strong>tek doğru</strong> cevabı varken,  hayat okulunda k<strong>işiye göre değişen</strong> doğru cevapları bilmeniz gerekir.</p>
<p><strong>5-</strong>Okul hayatında soru çözmek için<strong> soruyu okumak</strong> yeterliyken hayat okulunda <strong>akıl okumanız</strong> gerekir.</p>
<p><span style="font-weight: bold; padding: 0px; margin: 0px;"><strong>6-</strong></span><strong> </strong>Okul hayatında <strong>önce ders</strong> öğretilir sonra sınav yapılırken hayat okulunda <strong>önce sınava</strong> çekilir sonra &#8220;dersinizi alırsınız.&#8221;</p>
<p><span style="font-weight: bold; padding: 0px; margin: 0px;"><strong>7</strong>-</span> Okul hayatında <strong>tek ders</strong>ten sınıfta kalanlara &#8220;<strong>bir ek sınav hakkı</strong>&#8221; daha verilirken, hayat okulunda bir fırsatı kaçırıp <strong>son vagon</strong>a atlayamayanlar için &#8220;tek fırsat hakkı yok&#8221;.</p>
<p><strong>8-</strong> Okul hayatında karşınızda <strong>eli yüzü düzgün</strong> insanlar ( öğretmenler) ders verirken, okul hayatında <strong>önüne gelen</strong> ders vermeye çalışır.</p>
<p><strong>Sonuç</strong> olarak okul hayatında öğrenmeniz gerekenler size tahtada anlatılır deneyle ispatlanırken, hayat okulunda <strong>deneyin bir parças</strong>ı oluverirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.fatihokmen.com/okul-hayati-ile-hayat-okulu-arasindaki-farklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Katsayıların Kaldırımlası Düz Liselerin Yüzünü Güldürdü</title>
		<link>http://blog.fatihokmen.com/katsayilarin-kaldirimlasi-duz-liselerin-yuzunu-guldurdu/</link>
		<comments>http://blog.fatihokmen.com/katsayilarin-kaldirimlasi-duz-liselerin-yuzunu-guldurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2009 16:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih ÖKMEN</dc:creator>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[katsayı]]></category>
		<category><![CDATA[lys]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav]]></category>
		<category><![CDATA[sınav sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[ygs]]></category>
		<category><![CDATA[Ygs-Lys]]></category>
		<category><![CDATA[ygslys]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.fatihokmen.com/?p=590</guid>
		<description><![CDATA[YÖK yüz binlerce öğrenciyi mağdur eden farklı katsayı sistemini kaldırması, meslek liselileri olduğu kadar düz liselileri de sevindirdi. YÖK yüz binlerce öğrenciyi mağdur eden farklı katsayı sistemini kaldırması, meslek liselileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><blockquote><p>YÖK yüz binlerce öğrenciyi mağdur eden farklı katsayı sistemini kaldırması, meslek liselileri olduğu kadar düz liselileri de sevindirdi.</p></blockquote>
<p>YÖK yüz binlerce öğrenciyi mağdur eden farklı katsayı sistemini kaldırması, meslek liselileri olduğu kadar düz liselileri de sevindirdi.</p>
<p>Yeni dönemde bütün üniversite adaylarının aynı katsayıya (0,15) tabi tutulması, genel lise öğrencileri için büyük avantaj olacak. Çünkü lisede alanı dışında bir fakülte tercihi yapan normal lise öğrencileri puan kaybına uğruyordu. Genel lisedeki bir sözel öğrencisi eşit ağırlık veya sayısaldan bölüm tercih ederse ortaöğretim başarı puanı 0,3 ile çarpılıyor (alanında yapılan tercihlerde 0,8), bu durumda yerleştirme puanı 50’ye kadar düşebiliyordu. 2010’dan itibaren uygulanacak üniversiteye giriş sisteminde ise farklı katsayı kaldırıldığı için öğrenciler sınavdaki başarısına göre değerlendirilecek. Her öğrenci istediği bölümü tercih edebilecek. Sınav puanı da yeterli olursa bir sözel bölüm öğrencisi tıp veya mühendisliğe, fen bölümü mezunu ise hukuk ya da siyasala gidebilecek.</p>
<h2>EN FAZLA TEKNİK LİSELERE YARAYACAK</h2>
<p>ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, farklı katsayının genel ve meslek lisesi fark etmeden tüm ortaöğretim mezunları için uygulandığını, yeni sistemde alanlara göre bir katsayı uygulamasının olmayacağını söyledi. Önceki gün konuyla ilgili basın toplantısı düzenleyen Yarımağan, şu bilgileri verdi: &#8220;Örneğin lisedeki fen kolundan mezun bir öğrenci hukuka giremiyordu, çünkü ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı 0,3 ile çarpılıyordu. Şimdi fen mezunları hukuka da, diğer sözel bölümlere de gidebilir. Katsayı sadece meslek liseliler için değil tüm liseler için geçerliydi.&#8221; Katsayının kaldırılmasının meslek liselerine ’abartıldığı kadar fayda sağlamayacağını’ vurgulayan ÖSYM Başkanı, &#8220;Katsayı yokken de meslek liseli çok az öğrenci fakültelere girebiliyordu. Çünkü tıp, mühendislik gibi bölümlere girebilmek için iyi bir altyapı lazım. Bu çocuklar meslek lisesinde fen, matematik okumuyorlar ki başarılı olsunlar.&#8221; değerlendirmesinde bulundu. Yarımağan, katsayının kaldırılmasının en fazla teknik lise öğrencilerine yarayacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: &#8220;Yeni uygulama, bazı liseliler için avantaj, bazıları için de dezavantaj olacak. Çünkü eskiden kendisinin ilave puanla gidebildiği bölüme artık gidebilecek rakipler çoğalacak.&#8221;</p>
<p>Yeni sistem en çok, sınavda yüksek puan alan sayısal öğrencilerine yarayacak. Sözel öğrencilerin, sınavda yüksek puan alabilmeleri için matematik ve fen alanlarına yoğunlaşmaları gerekecek. Üniversitelerde en fazla sayısal bölüm kontenjanları bulunuyor. Yeni sistem, sözel ve eşit ağırlıklı puan türlerine göre öğrenci alan fakültelerin de sayısal öğrencilerle dolması tehlikesini taşıyor.</p>
<p>egitimgazetesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.fatihokmen.com/katsayilarin-kaldirimlasi-duz-liselerin-yuzunu-guldurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meslek Liselilerde Sayısal Ders Görecek</title>
		<link>http://blog.fatihokmen.com/meslek-liselilerde-sayisal-ders-gorecek/</link>
		<comments>http://blog.fatihokmen.com/meslek-liselilerde-sayisal-ders-gorecek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2009 18:07:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih ÖKMEN</dc:creator>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[FİZİK]]></category>
		<category><![CDATA[geometri]]></category>
		<category><![CDATA[kimya]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[meslek lisesi]]></category>
		<category><![CDATA[müfredat]]></category>
		<category><![CDATA[sayısal]]></category>
		<category><![CDATA[Ygs-Lys]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.fatihokmen.com/?p=574</guid>
		<description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı, Öğrenci Seçme Sınavı&#8217;nda (ÖSS) meslek liselerine uygulanan katsayı sisteminin kaldırılması üzerine müfredatta düzenlemeye gitti. Bakanlık, meslek liselerinin mevcut alan derslerini azaltmadan seçmeli matematik, fizik, kimya, biyoloji ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Milli Eğitim Bakanlığı, Öğrenci Seçme Sınavı&#8217;nda (ÖSS) meslek liselerine uygulanan katsayı sisteminin kaldırılması üzerine müfredatta düzenlemeye gitti. Bakanlık, meslek liselerinin mevcut alan derslerini azaltmadan seçmeli matematik, fizik, kimya, biyoloji ve geometri gibi dersler koydu.</p>
<p>Böylece üniversiteye gitmeyi düşünen meslek lisesi öğrencileri, haftada 5 saat bu derslerden seçerek genel lise öğrencileri ile aynı şartlarda sınava hazırlanabilecek.</p>
<p>Talim ve Terbiye Kurulu, YÖK&#8217;ün 2010 yılından itibaren uygulayacağı yeni üniversiteye giriş sistemine paralel olarak tüm liselerin haftalık ders çizelgelerini yeniledi. Bu kapsamda yeni üniversiteye giriş sisteminde ayrı bir sınav olarak uygulanacak &#8216;geometri&#8217;, genel ve meslek liselerinin 9. sınıfına zorunlu ders olarak konuldu.</p>
<p>Geometri dersi için liselerde ortak uygulanan &#8216;tanıtım ve yönlendirme&#8217; dersi kaldırıldı. Sadece 9. sınıflarda haftada iki saat verilen beden eğitimi dersi, 10, 11 ve 12. sınıflara da birer saat ilave edildi. Ancak şimdiye kadar seçmeli olan müzik ve resim dersleri de beden eğitimi saatiyle birleştirildi. Öğrenciler 9. sınıfta 2, diğer sınıflarda ise birer saat beden, müzik ve resim derslerinden birini zorunlu olarak alacak. İmam hatip liselerinde ise müzik dersi &#8216;dinî musiki&#8217; olarak uygulanacak. Böylece ilk kez imam hatiplere &#8216;dinî musiki&#8217; dersi gelmiş olacak.</p>
<p>Ders çizelgelerindeki en önemli değişiklik meslek liselerinde yapıldı. Meslek lisesi öğrencilerine haftada 5-6 saat ders seçme imkanı getirildi. Üniversite sınavına hazırlanacak meslek lisesi öğrencileri sınava gireceği alana göre ister sayısal (matematik, geometri, fizik, kimya, biyoloji) isterse sözel (coğrafya, tarih, edebiyat, psikoloji) ders seçebilecek. Böylece meslek lisesi öğrencileri, üniversite için altyapılarını hazırlayabilecek. Bu şekilde şimdiye kadar haftada 35 saat ders gören meslek lisesi öğrencilerinin ders yükü haftada 40 saate çıkacak. Genel lise öğrencileri ise haftada 30 saat ders görmeye devam edecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.fatihokmen.com/meslek-liselilerde-sayisal-ders-gorecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2009 ÖSS Yerleştirme Sonuçları Ne Zaman Açıklanacak</title>
		<link>http://blog.fatihokmen.com/2009-oss-yerlestirme-sonuclari-ne-zaman-aciklanacak/</link>
		<comments>http://blog.fatihokmen.com/2009-oss-yerlestirme-sonuclari-ne-zaman-aciklanacak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 23:39:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih ÖKMEN</dc:creator>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.fatihokmen.com/?p=546</guid>
		<description><![CDATA[2009 öss sonuçlarının açıklanamasının ardından 2009 öss yerleştirme sonuçları ne zaman açıklanıacak merak ediliyor. ÖSYM tarafından 2009 öss tercih takvimi açıklandıktan ve adaylar tercihlerinini yaptıktan sonra açıklanacak olan yerleştirme sonuçlarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>2009 öss sonuçlarının açıklanamasının ardından 2009 öss yerleştirme sonuçları ne zaman açıklanıacak merak ediliyor. ÖSYM tarafından 2009 öss tercih takvimi açıklandıktan ve adaylar tercihlerinini yaptıktan sonra açıklanacak olan yerleştirme sonuçlarının Ağustosun 2. haftası açıklanması bekleniyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.fatihokmen.com/2009-oss-yerlestirme-sonuclari-ne-zaman-aciklanacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2009 Öss Tercih Kılavuzu</title>
		<link>http://blog.fatihokmen.com/2009-oss-tercih-kilavuzu/</link>
		<comments>http://blog.fatihokmen.com/2009-oss-tercih-kilavuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2009 12:05:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih ÖKMEN</dc:creator>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[2009 öss]]></category>
		<category><![CDATA[tercih kılavuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.fatihokmen.com/?p=543</guid>
		<description><![CDATA[2009 Öss Tercih kılavuzları yayınlandı. Ösym&#8217;nin internet sitesindeki aşırı yüklenmeden dolayı klavuzlar indirilemiyor. Kılavuzu kendi siteme yükledim. Ösym&#8217;nin sitesinden indiremiyor veya indirmekte zorluk yaşıyorsanız aşağıdaki bağlantı vasıtasıyla tercihle ilgili tüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>2009 Öss Tercih kılavuzları yayınlandı. Ösym&#8217;nin internet sitesindeki aşırı yüklenmeden dolayı klavuzlar indirilemiyor. Kılavuzu kendi siteme yükledim. Ösym&#8217;nin sitesinden indiremiyor veya indirmekte zorluk yaşıyorsanız aşağıdaki bağlantı vasıtasıyla tercihle ilgili tüm tabloların bulunduğu <strong>Zip</strong> ( sıkıştırılmış) dosyasını indirebilirsiniz.</p>
<blockquote><p>Sağ tıklayıp Farklı kaydet</p>
<p><a title="2009-0SS-Tercih-Klavuzu" href="http://blog.fatihokmen.com/wp-content/uploads/2009-0SS-Tercih-Klavuzu.zip" target="_blank">2009-0SS-Tercih-Klavuzu.zip</a></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.fatihokmen.com/2009-oss-tercih-kilavuzu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özel Yabancı Ortaöğretim Okullarına Giriş Sınavı Soruları Ve Cevap Anahtarı</title>
		<link>http://blog.fatihokmen.com/ozel-yabanci-ortaogretim-okullarina-giris-sinavi-sorulari-ve-cevap-anahtari/</link>
		<comments>http://blog.fatihokmen.com/ozel-yabanci-ortaogretim-okullarina-giris-sinavi-sorulari-ve-cevap-anahtari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 19:33:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih ÖKMEN</dc:creator>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.fatihokmen.com/?p=535</guid>
		<description><![CDATA[31 Mayıs 2009 Tarihinde Yapılan Özel Yabancı Ortaöğretim Okullarına Giriş Sınavı Soruları Ve Cevap Anahtarı A Kitapçığı Soruları  ve Cevap Anahtarı B Kitapçığı Soruları  ve Cevap Anahtarı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>31 Mayıs 2009 Tarihinde Yapılan Özel Yabancı Ortaöğretim Okullarına Giriş Sınavı Soruları Ve Cevap Anahtarı</p>
<blockquote><p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular2009/egitek/ozelokullarkitapcik/TEST_A.pdf" target="_blank">A Kitapçığı Soruları  ve Cevap Anahtarı</a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular2009/egitek/ozelokullarkitapcik/TEST_B.pdf" target="_blank">B Kitapçığı Soruları  ve Cevap Anahtarı</a></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.fatihokmen.com/ozel-yabanci-ortaogretim-okullarina-giris-sinavi-sorulari-ve-cevap-anahtari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KAVRAM YANILGILARINI DÜZELTMEK NEDEN ZORDUR?</title>
		<link>http://blog.fatihokmen.com/kavram-yanilgilarini-duzeltmek-neden-zordur/</link>
		<comments>http://blog.fatihokmen.com/kavram-yanilgilarini-duzeltmek-neden-zordur/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 20:46:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih ÖKMEN</dc:creator>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[kavram yanılgısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.fatihokmen.com/?p=522</guid>
		<description><![CDATA[Öğrencilerde kavram yanılgıları okul öncesindeki yaşam döneminde oluşabileceği gibi, eğitim ve öğretim yılı boyunca ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve lisans üstü eğitim olmak üzere örgün eğitimin her seviyesinde de şekillenebilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Öğrencilerde kavram yanılgıları okul öncesindeki yaşam döneminde oluşabileceği gibi, eğitim ve öğretim yılı boyunca ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve lisans üstü eğitim olmak üzere örgün eğitimin her seviyesinde de şekillenebilir. Bu kavram yanılgıları birçoğumuzun tahmin ettiğinden daha dirençli biçimde inatla zihinde kalır ve değişime karşı bir engel teşkil eder. Kavram yanılgılarının dirençli ve kalıcı olmasının çok çeşitli sebepleri vardır. Bunlardan bazıları:</p>
<p style="padding-left: 30px;">Öğrencilerdeki kavram yanılgıları hiç bir zaman sınav yaparak, deney yaparak veya ev ödevi vererek düzeltilemez. Öğrenci sahip olduğu kavram yanılgılarını kullanarak karşılaştığı problemleri çözdüğü veya çözdüğünü düşündüğü sürece kavram yanılgıları zihinde kalmaya devam eder.<span id="more-522"></span></p>
<p style="padding-left: 30px;">Kavram yanılgıları, öğrenci sahip olduğu kavram yanılgısı ile yüzleşmediği ve bu bilgi ile açıklayamayacağı olay ve problemlerle karşılaşmadığı sürece zihinde kalmaya devam eder.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Ödüllendirilen kavram yanılgıları kalıcıdır. Bazı sınav soruları öyle hazırlanır ki öğrenci kavram yanılgısına sahip olsa dahi doğru cevap verebilir. Bu durumda öğrencinin kavram yanılgısı ödüllendirilmiş olur. Ders kitaplarında da benzer sorular bulunabilmektedir.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Birçok kavram yanılgısı analoji veya benzetmelerin gerçek açıklama gibi algılanmasından kaynaklanır. Örneğin, atom gözle görülemeyecek kadar küçük olduğundan atomun yapısı ilk kez anlatılırken güneş sistemine benzetilir veya somut bir model ile anlatılır. Aksi belirtilmez ise öğrenci atom ile güneş sistemi arasında bire bir ilişki kurabilir ve atomu güneş sisteminin küçültülmüş hali gibi düşünebilir, bu da onlarca kavram yanılgısına çanak tutar. Yapılan araştırmalarda, bazı öğrencilerin atomda çekirdeğe yakın orbitallerde bulunan elektronlar ile dış orbitallerdeki elektronlar arasındaki elektriksel çekim kuvvetinin perdeleme özelliğinin, güneş sistemindeki gezegenler arasındaki evrensel çekim kuvveti için de geçerli olduğunu düşündükleri ortaya çıkarılmıştır. Benzetmeler ve modellemeler yapılırken hedef ile model arasındaki ortak yönler ve ortak olmayan farklı yönler mutlaka belirtilmelidir.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Birçok kavram yanılgısı ise derinliğine inmeyen yüzeysel açıklamalardan kaynaklanmaktadır. Bu yüzeysel açıklamalar ilk bakışta zaman kazancı gibi görünse de aslında öğrenci zihnine ekilen kötülük tohumlarıdır. Özellikle Türkiyedeki eğitim sisteminde ortaokul ve lise öğrencileri yarış atı gibi belirli sınavlara hazırlanmak zorunda kalıyorlar. Kısa zamanda ne kadar çok ve çeşitli test sorusu çözerlerse o kadar kazançlı çıkıyorlar. Bu sistem, öğrencilerin bilgileri derinliğine öğrenmesine en büyük engeldir. Bu öğrencilerin bazı test sorularını çözmeleri için etki, tepkiye eşittir gibi slogan yeterli oluyor ve kavram yanılgıları ödüllendiriliyor. Aynı şekilde örneğin periyodik cetveldeki IA grubu elementleri öğretilirken Haydarpaşa Lisesinin Nankör Kimyacısı Rabianın Cesedini Fırlattı ibaresi kullanılabiliyor ve bu bağlantıyı kullanan öğrenci daha başarılı olabiliyor. Bu sistem var oldukça ve bu tür yüzeysel bilgiler ödüllendirildikçe bunlar kullanılmamalıdır demenin de pek bir anlamı kalmıyor.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Bilimsel olayları açıklamak için kullanılan sloganlar öğrencilerin yüzeysel düşünmesini teşvik ederek kavram yanılgılarına çanak tutmaktadır. Bu sloganlara örnek olarak;  etki, tepkiye eşittir  ve her olayın bir sebebi vardır verilebilir.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Öğrencilere, önemli olan, olayları anlamaya gerek duymadan, soruya doğru cevap vermektir şeklinde yaklaşımı sunmak kavram yanılgılarını kalıcı kılar. Bu yaklaşım öğrencileri  Benim için bu dersi anlayıp anlamamak önemli değil, dersten geçer not alayım da nasıl alırsam alayım  anlayışına yönlendirir.</p>
<p style="padding-left: 30px;">
<p style="padding-left: 30px; text-align: right;"><em><strong>Prof. Dr. Bilal GÜNEŞ</strong></em></p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: right;"><em>Gazi Eğitim Fakültesi, Fizik Ana Bilim Dalı, Öğretim Üyesi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.fatihokmen.com/kavram-yanilgilarini-duzeltmek-neden-zordur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

